Hakaret borsası
Sosyal medya yeni bir meslek daha üretti. Kimileri içerik üretiyor, kimileri haber yapıyor, kimileri fikir beyan ediyor. Bir kesim ise adeta hakaret toplamaya çalışıyor. Çünkü bazı insanlar için sosyal medya artık yalnızca görünürlük alanı değil; aynı zamanda tazminat üretim merkezi hâline geldi.
Siyasiler, sanatçılar, yazarlar, fenomenler, çaptan düşen çapsızlar…
Eskiden insanlar kendilerine yöneltilen ağır sözlerden kaçınır, itibarlarını korumaya çalışırdı. Şimdi ise bazıları tam tersini yapıyor. Kışkırtıcı bir cümle kuruyor, insanları öfkelendiriyor, ardından ekranın diğer tarafında hakaret edecek birilerini bekliyor. Çünkü hakaret eden kişinin öfkesi geçici, açılacak davanın getirisi kalıcıdır.
Bu yeni düzenin görünmeyen kahramanları da vardır. Paylaşımların altında nöbet tutan, ekranı sürekli tarayan, her cümleyi dosyalayan avukatlar… Bir hakaret tespit edildiğinde süreç hemen başlar. Ekran görüntüsü alınır, ihtar hazırlanır, dava açılır. Bazen dava sayısı o kadar artar ki, ortaya fikir üretmekten çok dava üretmeye dayalı bir faaliyet alanı çıkar.
Elbette hakaret suçtur. İnsanların şeref ve haysiyetini koruyan hukuk kuralları medeni hayatın güvencesidir. Kimsenin başkasına sövme, aşağılayıcı ifadeler kullanma hakkı yoktur. Ancak hukukun amacı da bir gelir modeli oluşturmak değildir. Bir hakkın korunması ile bir hakkın kazanç kapısına dönüştürülmesi arasında ince ama önemli bir çizgi vardır.
Bazı sosyal medya hesaplarına bakıldığında insan ister istemez şu soruyu soruyor!
Bu paylaşımlar gerçekten fikir açıklamak için mi yapılıyor, yoksa hakaret edecek insanların oltaya takılması için mi? Çünkü bazen içerikten çok tepki önemseniyor. Düşünce ikinci planda kalıyor, dava potansiyeli birinci plana çıkıyor.
Toplumun da bu oyunun parçası olmaması gerekir. Eleştiri başka şeydir, hakaret başka şey. Bir siyasetçinin, gazetecinin, köşe yazarının veya fenomenin görüşlerini sert biçimde eleştirebilirsiniz. Hatta düşüncelerini yerden yere vurabilirsiniz. Fakat hakaret ettiğiniz anda fikriniz güçlenmez, sadece karşınızdakinin avukatına yeni bir dosya açmış olursunuz.
Sosyal medya çağının tuhaflıklarından biri de budur. Birileri öfkesini kontrol edemediği için para kaybederken, birileri de itibarını korumaktan çok hakaretleri tahsil etmeyi öğrenmiştir. Ortaya çıkan manzara ise fikirlerin yarıştığı bir meydandan çok, tuzakların kurulduğu bir av sahasını andırmaktadır.
Hukuk, insanların onurunu korumak için vardır. İnsanların öfkesini paraya çevirmek için değil. Bir toplumun düşünce hayatı, mahkeme koridorlarında değil; fikirlerin birbirini ikna ettiği alanlarda gelişir. Hakaretin normalleşmesi kadar, hakaretin gelir kapısına dönüşmesi de aynı ölçüde düşündürücüdür.

