Ahmet Şükrü Kılıç

Ahmet Şükrü Kılıç

Yazarın Tüm Yazıları >

İlk göz ağrım

A+A-

İnsan bazı evlatlarını kucağına alır, bazı evlatları ise zamanın içinden yürüyerek tanır. Sen benim için ikisini de oldun Zeynep Betül.

 

Bir gün küçücük ellerinle parmağıma tutunarak yürümeyi öğrenen çocukla, bugün şehirlerin hafızasını okuyan, taşların dilini dinleyen, düşüncenin koridorlarında dolaşan kadın arasında uzun yıllar var. Fakat bir baba için zaman, takvimlerde ilerleyen rakamlardan ibaret değildir. Çünkü babalar çocuklarının büyüdüğünü bilirler ama onları hiçbir zaman büyümüş gibi sevemezler.

 

Hayatım boyunca çok insan tanıdım. Çok fikir gördüm. Çok slogan duydum. Çok kavga izledim. Kimi zaman mahkeme salonlarında, kimi zaman meydanlarda, kimi zaman yalnızlığın en derin köşelerinde insanı anlamaya çalıştım. Yaş ilerledikçe fark ettim ki insanın dünyaya bıraktığı en büyük eser, söylediği sözlerden önce yetişmesine katkı sunduğu insanlardır.

 

Bir mimarın kızı olsaydın belki sana binalardan söz ederdim. Bir filozofun kızı olsaydın düşünce sistemlerinden bahsederdim. Fakat sen hem mimarlığın hem de düşüncenin yollarında yürümeyi seçtin. Bu yüzden sana taşlardan da bahsetmek istiyorum, insanlardan da.

 

Şehirler aslında taştan yapılmaz Zeynep. Şehirleri inşa eden şey, insanların birbirine karşı kurduğu ahlaki mesafedir. Bir sokakta adalet yoksa o sokağın kaldırımları mermerden yapılmış olsa ne olur? Bir meydanda merhamet yoksa en görkemli yapılar bile bir harabenin sessizliğini taşır. Mimar olmak, duvar örmeyi öğrenmek değildir. İnsanların birbirine daha insanca yaşayabileceği boşlukları tasarlayabilmektir.

 

Belki bu yüzden felsefeye ilgi duydun.

 

Çünkü insan yalnızca yaşayarak yetinmez; yaşadığını anlamlandırmak da ister.

 

Sokrates’in soruları, İbn Haldun’un toplumları, Kierkegaard’ın kaygıları, Farabi’nin erdemli şehri, Gazali’nin iç muhasebesi… Hepsi aynı kapıya çıkar aslında. İnsan nedir ve nasıl yaşamalıdır?

 

Bu sorunun kesin cevabını hiçbir filozof veremedi.

 

Fakat iyi ki veremedi.

 

Çünkü cevaplar bittiğinde düşünce ölür.

 

Senin içinde sevdiğim şeylerden biri de budur. Dünyaya hüküm vermekten çok onu anlamaya çalışıyorsun.

 

Kadınların tarihine yönelmen de tesadüf değil.

 

Her çağ kendi adaletini anlattı ama çoğu çağ kendi kadınlarını yeterince dinlemedi. Tarih kitapları savaşları yazdı, hükümdarları yazdı, devrimleri yazdı; fakat nice annenin sessiz direncini, nice kadının görünmeyen emeğini satır aralarında bıraktı. Sen o satır aralarına bakmayı seçtin.

 

Bu yüzden hangi fikirden olursa olsun, hangi dönemde yaşarsa yaşasın, insanı insan yapan haysiyet duygusundan asla vazgeçme.

 

Bir gün herkes aynı şeyi söylemeye başladığında kalabalığın değil vicdanın sesini dinle.

 

Bir gün herkes aynı yöne koştuğunda biraz dur ve neden koşulduğunu sor.

 

Bir gün alkışların arttığında kendini sorgula.

 

Bir gün yalnız kaldığında ise korkma.

 

Çünkü hakikat çoğu zaman kalabalıklardan önce yalnız insanların kapısını çalar.

 

Ben sana büyük servetler bırakamadım.

 

Saraylar, şirketler, arsalar da bırakamayacağım.

 

Fakat senden önce yürüdüğüm yollardan birkaç işaret taşı bırakmaya çalıştım.

 

İnsanların seni sevmesinden daha önemli olan, sana güvenmesidir.

 

Başarılı olmandan daha önemli olan, adil olmandır.

 

Güçlü görünmenden daha önemli olan, vicdanını koruyabilmendir.

 

Hiçbir kariyer, hiçbir unvan, hiçbir makam; geceleri başını yastığa koyduğunda kendi yüzüne bakabilme huzurundan daha değerli değildir.

 

Bir gün ben olmayacağım.

 

Bu cümleyi yazmak bile insanın içini ürpertiyor.

 

Fakat hayatın değişmeyen kanunlarından biri budur.

 

Babalar gider.

 

Anneler gider.

 

Dostlar gider.

 

Çağlar değişir.

 

Şehirler dönüşür.

 

İnsanların isimleri bile unutulur.

 

Fakat bazı sevgiler zamana teslim olmaz.

 

Sen benim ilk göz ağrımsın Zeynep.

 

Bu dünyadan geriye ne kalır bilmiyorum.

 

Belki birkaç kitap.

 

Belki birkaç fotoğraf.

 

Belki birkaç satır.

 

Fakat bilmeni isterim ki hayatım boyunca yaptığım en güzel işlerden biri, senin büyümeni izlemek oldu.

 

Bir baba için bundan daha büyük bir mimarlık eseri yoktur.

 

Çünkü bazı insanlar şehirler inşa eder.

 

Bazı insanlar ise geleceğe yürüyen insanlar.

 

Ben ikinci tür eserlerle daha çok övündüm.

 

Sen, ömrümün en güzel eserlerinden biri oldun.

Önceki ve Sonraki Yazılar