Gazze için ortak vicdan TBMM
Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün tarihî bir oturum gerçekleştirdi. Farklı partilerden milletvekilleri, aynı iradenin etrafında buluşarak, Gazze’de kıtlık ve açlıkla baş başa bırakılmış insanların, toprağı bombalarla kazınan çocukların, suskunluğun zulmüne mahkûm edilen insanlığın yanında yer aldı. Alınan karar, siyasetin dar hesaplarını aşan, vicdanın ortak sesine dönüşen bir çağrı oldu. Bu çağrı, yalnızca İsrail’in işgal politikalarına karşı değil, aynı zamanda tüm dünyaya yönelmiş bir “İnsanlık imtihanı”nın hatırlatmasıdır.
Bugünkü tezkere, bizim de daha önce teklif ettiğimiz birçok öneriyi resmî bir devlet diliyle yeniden dile getirdi. İsrail’le askeri ve ticari ilişkilerin kesilmesi çağrısı, uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerin askıya alınması önerisi, kalıcı ateşkesin sağlanması ve insani yardım koridorlarının açılması talebi… Bunlar artık yalnızca yazılarımızın sayfalarında duran temenniler değil, Meclis’in oy birliğiyle kabul ettiği iradenin bir parçası. Burada şunu görmek gerekiyor; vicdanla dile gelen söz, sonunda siyasetin masasında karşılığını buldu. Bu, Türkiye’nin adalet arayışında önemli bir eşiktir. Sivil toplum örgütlerimizin kararlı tutumunu alkışlıyoruz.
Bizim önceki tekliflerimiz ve T.B.M.M kararıyla örtüşme
Biz de daha önceki yazılarımızda şu teklifleri sıralamıştık:
İsrail ile ticari ve askerî ilişkilerin sonlandırılması.
Uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınması.
Gazze’ye sürekli bir insani yardım köprüsü kurulması.
Uluslararası mahkemelerde sorumluların hesap vermesi için girişimler.
Kamu diplomasisinin genişletilmesi ve sivil toplumun aktifleşmesi.
TBMM’nin bugün aldığı karar, bu tekliflerin önemli bir kısmını kendi metnine taşımış oldu. Tezkerede, İsrail’le askerî ve ticari ilişkilerin kesilmesi çağrısı yapıldı. BM ve diğer uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınması önerisi yer aldı. Kalıcı ateşkes ve insani yardımın kesintisiz ulaştırılması vurgulandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, havadan yardım operasyonlarının hazır olduğunu açıkladı. Bütün bu gelişmeler, bizim daha önce dile getirdiklerimizin bir teyidi oldu.
Bu örtüşme, yalnızca siyasetin tekliflerle buluşması değil, aynı zamanda vicdanın siyasetle çakışmasıdır. Bir anlamda, daha önce yazıya döktüğümüz tekliflerin TBMM kürsüsünde ete kemiğe büründüğünü gördük.
Adaletin fiile dönüşmesi
Adalet bir fikir olmaktan çok bir eylemdir. Söylemlerin içinde kalan adalet, sadece retoriktir. Ancak zulmün karşısında alınan tavır, ticaretin kesilmesi, ambargonun delinmesine engel olunması, yardım koridorlarının açılması, işte o zaman adalet hayat bulur. Bugün TBMM’nin aldığı karar, adaletin yalnızca konuşulmadığını, aynı zamanda yüklenilmesi gereken bir sorumluluk olduğunu gösterdi. Bu sorumluluk, bizi tarihin önünde sınayacak. Çünkü tarih, yalnızca ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı da kaydeder.
Vicdanın siyasete dönüşmesi
Vicdan, tek başına bireysel bir duygudur; ancak siyasete tercüme edildiğinde toplumsal bir güce dönüşür. Sivil toplum örgütlerimizin ısrarla dile getirdiği “Ticaretin kesilmesi, insani yardımın kurumsallaşması, uluslararası hukukta hesap verdirme” gibi teklifler, tam da vicdanın siyasete dönüşmesiydi. Bugün Meclis’te kabul edilen metin, işte bu dönüşümün somut örneğidir. Meclis, vicdanı siyaset diline çevirmiştir. Bu, Türkiye’nin dünyaya söyleyebileceği en güçlü sözdür.
Hafızanın taşıdığı sorumluluk
Unutmak, zulmün en büyük yardımcısıdır. Eğer Gazze’de olup bitenler hafızamızdan silinirse, bir sonraki zulmün önünü açmış oluruz. TBMM’de alınan karar, aynı zamanda bir hafıza inşasıdır. Bu karar, gelecek nesillere “Türkiye susmadı, Türkiye seyirci kalmadı” diye hatırlatılacaktır. Bu hafızanın diri tutulması, yalnızca tezkere ile değil, uygulamalarla mümkündür. Eğer alınan kararlar sahaya yansır, ticaret kapıları kontrol edilir, insani yardım uçakları kalkar, hukuk dosyaları uluslararası mahkemelere taşınırsa, hafızamız yalnızca kelimelerle değil, fiillerle yazılmış olur.
Bundan sonrası: Fiillerin sınavı
Bundan sonra yapılması gerekenler çok açıktır:
İsrail ile dolaylı veya dolaysız bütün ticari ilişkilerin kesilmesi, gümrük kapılarında kırmızı hat kontrolünün uygulanması, ambargoyu delmeye çalışan tüm girişimlerin engellenmesi.
İnsani yardım koridorlarının sürekli işlemesi, Mersin’den kalkan uçakların Gazze’ye nefes taşıması, AFAD, Kızılay ve TİKA’nın “Gazze Masası” etrafında sürekli koordinasyon içinde olması.
Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı süreçlerinde aktif rol alınması, suçların delilleriyle kayda geçirilmesi, sorumluların yargı önünde hesap vermesi için diplomatik baskının artırılması.
Kamu diplomasisinin seferber edilmesi; üniversitelerden sanatçılara, sivil toplumdan sporculara kadar herkesin bu vicdan hareketine katılması.
TBMM’nin yalnızca bir karar almakla kalmayıp, her ay bu kararların uygulanmasını denetleyen raporlar yayımlaması.
İnsanlığın ölçüsü
Bir milletin büyüklüğü, yalnızca kendi vatandaşlarına sağladığı refahtan ölçülmez. Asıl ölçü, mazlumun gözyaşına gösterilen duyarlılıktır. Gazze’de açlıktan ölen bir çocuğun yüzüne bakıldığında, bizim de insanlık imtihanımız başlamış olur. Türkiye bugün bu imtihana girdi. Meclis, bir vicdan ortaklığını resmileştirdi. Bundan sonrası, bu ortaklığın fiillere dönüşüp dönüşmeyeceği ile ölçülecek. Eğer fiile dönüşürse, Türkiye yalnızca kendi tarihine değil, insanlığın tarihine de şahitlik etmiş olacak.
Sonuç
Bu karar insanlığın vicdanını temsil ediyor. Şimdi geriye tek bir soru kalıyor; bu karar, kelimelerden eylemlere taşınacak mı? Eğer taşınırsa, o zaman Gazze’deki çocuklara “Türkiye yalnızca konuşmadı, aynı zamanda yürüdü” diyebileceğiz.
O zaman, tarih şunu yazacak!
Bu ülke, zulmün karşısında durdu, adaleti savundu, vicdanı siyasete tercüme etti.
Bütün siyasi partilerimize teşekkür ediyoruz…